"Almanya'da hiç bulunmadan bu süreci gerçekten yürütebilir miyim?" — evet, ve pratikte sandığınızdan daha basit. İşte ödeme, iletişim ve zamanlama dahil, uçtan uca nasıl işlediği.
Görüntülü ya da yazılı görüşmeyle isim adayları, hedef pazar (sadece Almanya mı, tüm AB mi) ve web sitesi kapsamı netleştirilir.
Marka benzerlik kontrolü, domain uygunluğu ve sosyal medya kullanılabilirliği aynı anda kontrol edilir — sırayla değil.
Marka başvurusu (DPMA veya EUIPO) yapılırken web sitesi tasarımı paralel ilerler — biri diğerini beklemez.
Web sitesi yayına alınır, marka başvurusu resmi sürecine devam eder — bundan sonrası (itiraz süreci gibi) paket kapsamına göre takip edilir.
Uluslararası kart ödemesi ya da SWIFT/IBAN üzerinden EUR havalesi ile ödeme yapılabilir. Kur riskini görmek isterseniz, teklif her zaman net EUR tutarıyla verilir.
Türkçe ve Almanca iki dilde de iletişim mümkün — resmi başvuru evrakları Almanca/İngilizce hazırlanır, ama süreç boyunca sizinle Türkçe iletişim kurulur.
Türkiye ile Almanya arasında yalnızca bir saatlik fark var — iş saatleri neredeyse tamamen örtüşüyor, bu da diğer birçok uluslararası hizmete kıyasla koordinasyonu kolaylaştırıyor.
Hayır. Marka başvurusu, domain kaydı ve web sitesi süreçlerinin hiçbiri fiziksel bulunuşluk gerektirmiyor — hepsi dijital olarak yürütülüyor.
Neden bu kadar rahat işliyor: PACDI'nin Berlin'de gerçek bir varlığı olduğu için, "Almanya'da kimse yok, her şey uzaktan" belirsizliği yaşanmıyor — ihtiyaç duyulduğunda gerçek bir Almanya bağlantı noktası zaten var.
İsim, marka ve web sitesi — Türkiye'den, Almanya'da gerçek bir varlığa bağlı, tek koordineli süreçte.
Paketleri incele